

Yapay zekâ iş gücünü nasıl etkileyecek dendiğinde akla ilk gelenler genellikle yazılımcılar oluyor. Çoğu kişi, sadece San Francisco veya New York gibi teknoloji merkezlerindeki çalışanların risk altında olduğunu düşünüyor. Ancak Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) tarafından yapılan yeni bir çalışma, bu algının büyük bir yanılgı olabileceğini gösteriyor.“Project Iceberg” (Buzdağı Projesi) isimli bu kapsamlı araştırma, otomasyonun etkisinin sanılandan çok daha derin olduğunu ortaya koydu. Çalışmaya göre mevcut yapay zekâ sistemleri, halihazırda ABD iş gücünün yaklaşık yüzde 11,7’sini ikame edebilir durumda.

Bu oran, ülkenin iş gücü piyasasında trilyonlarca dolar'lık devasa bir değere karşılık geliyor. Araştırmacılar bu çarpıcı sonuca ulaşmak için Oak Ridge Ulusal Laboratuvarı’ndaki Frontier süper bilgisayarını kullandı. Geliştirilen “Büyük Nüfus Modelleri” ile 151 milyon çalışanın etkileşimi ve 32.000 farklı iş yeri becerisi detaylıca analiz edildi.
Elde edilen veriler, mevcut stratejilerin sadece teknoloji işlerine odaklandığını, oysa asıl etkinin çok daha geniş bir tabana yayıldığını kanıtlıyor. Mevcut adaptasyon planları iş gücünün sadece yüzde 2,2’sini kapsarken, yapay zekânın gerçek etki alanı bunun beş katı büyüklüğünde.
Raporda, bu etkinin sadece teknoloji merkezleriyle sınırlı kalmayıp tüm eyaletlere yayılacağı özellikle vurgulanıyor. Özellikle İnsan Kaynakları, finans ve ofis yönetimi gibi veri işlemeyi insan iletişimiyle birleştiren roller doğrudan hedefte yer alıyor.
Ohio ve Michigan gibi teknoloji devlerinin az bulunduğu sanayi bölgeleri de aslında büyük risk altında.Bu eyaletlerdeki finansal analiz ve idari koordinasyon gibi beyaz yakalı işlerin, yapay zekâ dönüşümünden büyük ölçüde etkileneceği belirtiliyor.

MIT’nin bu çalışması, sadece bir rapor değil, politika yapıcılar için bir test sahası görevi de görüyor. Tennessee ve Utah gibi eyaletler, yerel iş gücünü korumak ve doğru planlama yapmak için şimdiden bu projeden faydalanmaya başladı.
Uzmanlar, yapay zekâ otomasyonunun tahmin edilebilir düz çizgilerde ilerlemeyeceği konusunda uyarıyor. Gartner’ın da öngördüğü gibi, liderler bu değişime ayak uydurmaya çalışırken önümüzdeki yıllarda bir “iş kaosu” yaşanabilir.